Sözleşmeli Personel ile Kadrolu Personel Arasındaki Fark Nedir?
Geçenlerde bir arkadaşımın başına gelen bir olay üzerine düşündüm. Büroda çalışırken, bir anda sözleşmeli personel ve kadrolu personel arasındaki farklardan bahsetmeye başladık. Arkadaşımın şikayetleri o kadar haklıydı ki, ben de biraz araştırma yapmaya karar verdim. Şu an 25 yaşındayım ve pek çok insan gibi ben de iş hayatının başlarındayım. Ama şunu fark ettim ki, “sözleşmeli” ve “kadrolu” terimleri, ne kadar belirsiz görünse de aslında çok büyük farklar yaratabiliyor. Peki, gerçekten bu iki kavram arasındaki fark ne? Neden bu kadar önemli? Gelin, bu soruyu biraz açalım.
Sözleşmeli Personel Nedir? Hangi Haklara Sahip?
Sözleşmeli personel, devletin ya da özel sektörün belirli bir süreliğine işe aldığı, genellikle belirli bir görevde çalışacak olan kişilerdir. Ama aslında, sözleşmeli personel olmanın ne anlama geldiğini anlamak için, bu kişilerin çalışma koşullarına ve iş güvencelerine de göz atmak gerekiyor. Mesela, devlet dairesinde çalışan bir sözleşmeli personel düşünelim. Bu kişi belirli bir süreyle işe alınmış, yani sözleşmesinin süresi bittiğinde, işine son verilebilir. Çoğu zaman bu çalışanlar, kadrolu personele göre daha düşük maaşlar alır ve yıllık izin gibi hakları daha sınırlıdır. Tabii, bu durum her kurumda farklılık gösterebilir ama genel olarak sözleşmeli personelin iş güvencesi zayıftır.
Biraz daha kişisel bir örnek vereyim: Geçenlerde bir tanıdığım, kamu sektöründe sözleşmeli olarak çalışıyordu. Yıllık izinleri sınırlıydı, sigorta primi eksik yatıyordu ve iş güvencesi yoktu. Ama en ilginç kısmı, sözleşmesinin yenilenip yenilenmeyeceği konusunda her zaman bir belirsizlik içinde olmasıydı. İş yerinde herkes, “Bu sefer de yenilenmezse ne yaparım?” diye düşünüyordu. O kadar baskı altında çalışmak gerçekten zor. Bir işin belirsizlikle dolu olması, insanı her an başka bir yere taşınmaya hazır hale getiriyor. Bu, hepimizin korktuğu bir şey, değil mi?
Kadrolu Personel Nedir? Kadrolu Personelin Avantajları Nelerdir?
Şimdi gelelim kadrolu personele… Kadrolu personel, aslında daha sağlam temellere dayanan, devlet veya özel sektörde sürekli olarak çalışan, hakları belirli, sözleşme süresiyle uğraşmak zorunda olmayan kişilerdir. Yani kadrolu bir çalışan, işe alındığında, genellikle sürekli bir iş güvencesine sahip olur ve bir takım sosyal haklar, sigorta primleri ve yıllık izinler gibi avantajlardan faydalanır. Bu kişiler, genellikle daha uzun süreli sözleşmelere sahip ve işlerinden çıkarılmaları daha zordur.
Bir arkadaşım, özel sektörde kadrolu olarak çalışıyor ve o kadar rahat ki. Hem maaşı, hem sosyal güvenceleri gayet iyi. Üstelik işine, iş arkadaşlarına ve çalışma koşullarına dair herhangi bir belirsizlik yaşamıyor. Ama asıl fark, iş güvencesinin sağlam olması. Çalışanları sıkça motive etmek için teşvikler de sunuluyor. Bir kadrolu personelin iş hayatı, genellikle daha güvenli ve rahat geçiyor. Bu da insanın motivasyonunu artıran önemli bir faktör. Mesela, “Bu ay işimi kaybetme korkum yok” dediği için, daha rahat bir şekilde projelere odaklanabiliyor.
Sözleşmeli ve Kadrolu Personel Arasındaki Temel Farklar
Şimdi gelin, iki grup arasındaki farkları daha net bir şekilde ortaya koyalım. Sözleşmeli personel, her şeyden önce sınırlı bir süreyle işe alınır. Süresi biten bir sözleşme yenilenmediği takdirde, işsiz kalma ihtimali vardır. Oysa kadrolu personel, işe alındığı kurumda uzun vadeli çalışma fırsatına sahip olur. Kadrolu personele ait en önemli özelliklerden biri, iş güvencesi ve sosyal haklardır. Sözleşmeli personelin yıllık izni sınırlı iken, kadrolu personelin tatil hakları daha geniştir. Ayrıca, sözleşmeli personel genellikle daha düşük maaşlarla çalışırken, kadrolu personel daha yüksek maaşlar ve çeşitli ikramiyeler alabilir.
İstatistiklere göre, Türkiye’de devlet dairelerinde sözleşmeli personel sayısı 2020 itibariyle %30 oranında artmış. Bu, aslında kamu sektöründe de işler biraz daha belirsizleşti demek. 2021 raporlarına göre ise, kadrolu personel oranı azalmış, çünkü kurumlar genellikle daha esnek, daha geçici çalışanlarla iş gücünü şekillendiriyorlar. Peki, bu durum hem çalışanlar hem de işverenler için ne anlama geliyor? Yani gerçekten, sözleşmeli çalışmanın bir avantajı var mı? Bu sorular da aklımı kurcalıyor.
Gelecekte Sözleşmeli ve Kadrolu Personel Arasındaki Farklar
Gelecekte bu iki tip çalışan arasındaki farklar nasıl şekillenecek, bilmiyorum ama birkaç tahminde bulunabilirim. Teknolojinin hızla ilerlediği ve çalışma hayatının değiştiği bu dönemde, sözleşmeli çalışan sayısının artması bekleniyor. Zaten özellikle büyük şehirlerde, çalışanlar için sözleşmeli pozisyonlar daha cazip hale gelmeye başladı. Çünkü bir yandan da daha esnek çalışma koşulları ve daha kısa süreli sözleşmeler, iş gücünün dinamik kalmasına olanak sağlıyor.
Öte yandan, kadrolu pozisyonlar da hala oldukça cazip. Ama bu noktada önemli olan şey, iş güvencesinin yanı sıra, çalışanların iş yerinde nasıl bir psikolojik güvence hissettikleridir. Kadrolu çalışanlar, işlerinden ayrılma ya da sözleşmelerinin yenilenmeme gibi korkularla yaşamazlar, bu da onların motivasyonunu artırır.
Sonuç Olarak
Özetle, sözleşmeli personel ile kadrolu personel arasındaki farklar, sadece maaş ve sosyal haklar ile sınırlı değil. İş güvencesi, çalışma sürekliliği ve motivasyon gibi faktörler de bu farkları derinleştiriyor. Benim gözlemim, çalışanların kendilerini güvende hissetmeleri için en önemli şeyin iş güvencesi olduğunu gösteriyor. Hangi pozisyonda olursa olsun, insanlar ne kadar güvende hissediyorsa, o kadar verimli çalışabiliyor. Sonuçta, işin içinde sadece maaş ve haklar değil, bir de psikolojik faktörler var.