Enine Kıyı Tipi Türkiye’de Nerede Görülür? Bir Kez Daha Umut Ederek Gidilen O Yer
Hepimiz bir yerde yol alırken, içinde bir parça umut taşıyarak, hayatımıza yön verecek o müthiş anı bekleriz. Kayseri’de yaşayan, 25 yaşında, duygularını saklamayan biri olarak, bazen bu tür yerler ararım. Belki de bazı şeylerin ne kadar değişebileceğini görmek, insanın hayatında farklı bir pencere açmak adına. Geçen yaz, bir fırsat bu pencereden tam içeri girmemi sağladı. Türkiye’nin en az bilinen ama bir o kadar etkileyici kıyılarından biri olan Enine Kıyı Tipi’ni keşfetmeye karar verdim.
Heyecanla Başlayan Bir Yolculuk
Kayseri’nin bozkırlarında doğan biri olarak, kıyılar, denizler ve o uzunca kıyı çizgileri hep bana uzakta kalmıştı. Deniz, çocukluğumda daha çok hayallerdeydi. Ama her şey bir anda değişti; Enine Kıyı Tipi diye bir şey duydum, ve bu yeni bir yolculuğun başlangıcıydı. O kadar heyecanlıydım ki, içinde bulunduğum her anı bir şekilde bu keşfe ayırmak istiyordum. “Burası tam benlik bir yer,” dedim kendi kendime. “Deniz, kaya, kum… Her şey!”
Enine Kıyı Tipi: Bir Kez Daha Umut Ederek Gitmek
Bir gün internetteki haritalarda araştırma yaparken, Enine Kıyı Tipi’nin Türkiye’de birkaç yerde karşımıza çıktığını öğrendim. Enine Kıyı Tipi, denizin kara ile buluştuğu yerin genellikle kısa ve dik olduğu, kayalıklarla çevrili, çok fazla girinti ve çıkıntı olmayan bir yapıyı ifade ediyor. Marmara Bölgesi’ne yakın bir sahil kasabasında, bu tipin örneğini görmek mümkünmüş. Fakat içimdeki ses “Oraya git” diyordu, ve ben de bu sesi dinledim. Kayseri’nin uzak yollarından çıktım, birkaç saat süren bir yolculuğun ardından, deniz ve kayaların huzur veren kokusuyla dolan o kıyıya adım attım.
Gidilen Yer: Heyecan ve Hüsranın Birleşimi
Gözlerim, denizle buluştuğu anda aradığım o büyülü anı yakalamış gibi hissetti. Enine Kıyı Tipi’nin bulunduğu kasaba gerçekten de farklıydı. Bu kıyı, Kayseri’nin monoton havasından ve uzun, dar sokaklarından oldukça uzaktı. Kıyı, her bir kayasının en ince detayına kadar farklıydı. Deniz tam önümdeydi, ama sanki beklediğimden daha soğuk, daha yabancıydı. Dalgalarda bir şey vardı; kendimi bir yabancı gibi hissediyordum. Fakat bu yabancılık bana büyük bir umut veriyordu. Aradığım şey bu olmalıydı.
Saatler geçti ve denizin soğukluğu içimi sarmaya başlamıştı. Gözlerim kayalarda dolaşırken, bir tür hayal kırıklığı da belirmeye başladı. O kadar umutla gelmiştim ki, ama yerli halk da pek fazla ilgilenmiyor gibiydi. Sanki kıyı sadece denizle buluşmak için değil, aynı zamanda bir köy gibi durmuştu, zamanın içinden çıkmıştı. Ama o kayalıklar, sert ve her an her şeyin değişebileceğini vaat ediyordu.
Gerçekten Olan Şey: Bir İntikam Gibi Kayalar
Birkaç saat sonra, o kayalıklar üzerine tırmanmaya karar verdim. Adım adım kayaların üzerinde ilerlerken, ayaklarımın acıyı hissetmeye başladığını fark ettim. Sanki bu yolculuk benim için değil, sadece kayanın hakkıymış gibi. Her adımda biraz daha derinlere gittim. Enine Kıyı Tipi’nin sert kayaları, bana hayatın sert gerçeklerini anlatıyordu. Hüsran da olsa, bu manzara beni bir şekilde güçlendiriyordu. Kayaların, dalgaların ve denizin sesleri birbirine karışırken, bir yandan da bir umut ışığı doğuyordu içimde. Bazen en güzel manzaralar, en çetin yolları geçtikten sonra karşımıza çıkar, diyordum.
Kıyıların Arasında Bırakılan Bir İz
O kayaların arasındaki denizle buluştuğumda, gün batıyordu. Güneşin ışıkları denizin üstünde, altın sarısı ve kırmızı tonlarında yansıyarak gözlerimi kamaştırıyordu. İçimdeki her şey anlam bulmuş gibiydi. Enine Kıyı Tipi’nin aslında ne kadar harika bir yer olduğunu, her şeyin ne kadar farklı olabileceğini fark ettim. Kayseri’nin bozkırından sonra bu deniz, bana aitmiş gibi hissediyordum.
O an, aslında istediğimin ne olduğunu tam olarak fark ettim: Bazen en uzak yerler bile yakın hissedilebilir, yeter ki içindeki umut ve hayal kırıklığını aynı anda kucaklamayı bil. Kıyıdaki kayaların, bana öğrettiği en büyük ders ise şuydu: Gerçekten istediğim şeylere ulaşmak için biraz daha sert kayalara tırmanmam gerekebilir. Ama sonunda, her şeyin ötesinde bir huzur ve mutluluk vardı.
Sonuç: Bir Kıyı, Bir Hayal ve Bir Umut
Bir haftalık keşif sonunda, o kayalık kıyıdan ayrıldım. Ama bu yolculuk, yalnızca coğrafi bir keşiften ibaret değildi. Her adımda duygusal bir yolculuk geçirmiştim. Enine Kıyı Tipi, sadece bir coğrafi terim değil, bir his, bir arayıştı.
Kayseri’ye geri döndüğümde, denizin o koyu mavi rengini içimde taşıdım. Gerçekten görmek istediğim şeyi bulmuştum: Hayal kırıklığı, umut ve gerçekten yaşadığım her anın değerini bilmek.
Ve belki de Enine Kıyı Tipi’nin gerçekte nerede olduğunu bilmek, sadece coğrafyaya dair bir sorudan daha fazlasıdır.